En Masum Psikopat: Joker


Nazlı Erol

Nazlı Erol

Okunma 12 Haziran 2020, 10:12

“Bir psikopat nasıl masum olabilir? Yok canım!” Dediğinizi duyar gibiyim. Elbette hiçbir psikopat masum değildir. Bir kere bu mantığa aykırı! Kötü örnek! Katarsisi -tiyatro ya da sinemanın insana kendisini dışarıdan göstermesi ve insanın kendini karakterin yerine koyarak onun hissettiği arzulardan arınması- doruklarda yaşasak da kesinlikle onaylamadığımız ve mantıklı hiçbir açıklaması olmayan bir durum!  Ama şunu yazmadan edemeyeceğim bahsi geçen bu film karakterimiz tam bir kader kurbanı… Çok klişe bir söz değil mi? “Kader kurbanı” Sanki hiçbirimiz kaderlerimizde şikâyet etmemişiz gibi… O zaman hepimiz mi kader kurbanı oluyoruz? Ne yani şimdi biz psikopat mıyız?

Şimdi sakin olun ve elinize çay, kahve ya da ne içmek isterseniz onu alın. Çünkü yazımı okurken önemli olan sizin ne içtiğiniz değil, içtikten sonraki değişiminiz olacak!

Bu haftaki filmimiz “Joker” Hani şu son Joaquin Phoenix’li olan son Joker filmi! Ben bu tür filmleri hep bir önyargı ile izlerim. Marvel filmlerini de pek sevdiğim söylenemez. Ne o öyle vurdulu kırdılı şiddet içeren filmler! Hiç bana göre değil. Joker filmine de yine aynı düşüncelerle ama merakımdan gittim. İyi ki de gitmişim! Bir insan nasıl psikopata dönüşür beynimde bunu ilmek ilmek örerek izledim. Bu film fiziksel olarak değil ama ruhuma “Öteki” olanı izlemenin en acılı şiddetini yaşattı…

Filmi izleyenlerin ortak kararı filmin bir sistem eleştirisi olduğu yönünde. Ben de böyle düşünüyorum. Ama bu sistemi eleştiriye itenler neler? Ne olmuş da adamcağız bu hallere düşmüş? Onu sevmişler mi sevmemişler mi? Nefret mi etmişler? Kovmuşlar mı? (Hayattan kovulduğu gibi işinden de kovuluyor evet!) İşte bu soruların ve daha fazlasının yanıtlarını da izledim. Sistem eleştirisi tamam o konuda hemfikiriz. Peki ya ötekileştirme? Kısıtlanmak zorunda olan özgürlük? (Anne onun özgürlüğünü kısıtlıyor.) Ama en kötüsü de kendin olamadan yaşamaya çalışmak! Rol yapmak, maske takmak ya da Joker gibi yüzünü boyamak! Hiç düşündünüz mü Joker neden yüzünü boyuyor? Çünkü kendisi değil, hiç olamamış ki…  Bastırılmış duyguları var. Bastırmak zorunda kalmış! Hiç gülmeyen yüzünü kocaman sahte bir gülüşle süslüyor. Toplum onu zaten kabul etmiyor. O da hem ruhen hem de fiziksel olarak saklanıyor. Otobüs sahnelerindeki pencereye başını yaslamalar yüzünün hep dışarı dönük olması toplumsal kabullenişe bir özlemken, aniden gelen gülme nöbetleri de bence içinde bastırdığı duyguların bir şekilde dışavurumu… Joker bu makyaj ile kendini güvende hissediyor ya da hissetmeye çalışıyor. Ne kadar başarıyor tartışılır…

Onu böyle olmaya mecbur bırakan çok önemli bir yarası var: Baba… Babası kim? Nerede? Ne yapıyor? Onu neden istemiyor? Neden babasız büyümüş? Babasının bile istemediği bir çocuğu toplum ne yapsın? Joker aynen böyle düşünüyor. Çünkü o topluma direnecek ve baş kaldıracak kadar güçlü değil. (Bu cümlem durağan geçen filmin son 15. dakikasına kadar geçerli.) Psikologların şu meşhur sözü “Evet şimdi çocukluğumuza inelim.” Tam Joker için söylenmiş bir söz. Çocukluğunun en büyük travması olan babasızlığın hırsını annesinden alıyor. (Burada bizi üzüyor.)

Joaquin Joker karakteri için tam yirmi üç kilo vermiş! Senaryoyu eline alıp okuduğunda herhalde bu kadar iç hesaplaşması olan, ötekileştirilen, toplumun en alt basamaklarında ayakta durmaya çalışan bir karakterin; kaslı, güçlü ve normal kilosunda olacağını düşünmemiştir zaten. Çünkü kilo da tıpkı ruh gibi yaşanmışlıklarla şekilleniyor. Joker’ in hem karakteri hem de fiziği zayıf. Jauquin Joker için harika bir alt metin oluşturmuş bunu kimse inkâr edemez! Joker’ i oynamamış, yaşamış! Onun ruhu da olmuş bedeni de. Bundan sonra Joker’ i bir başka aktör canlandırsa bile benim için o hep Joaquin Phoneix olarak var olacak!  Huzurlarınızda kendisini tebrik ediyorum. Bilsin ki burada bir hayranı var. Joker deyince akla elbette Heath Ledger gelir. Onun hakkını yiyorum sanmayın sakın. Kendisini de çok değerliydi...

Filmde bir kopuş anı var. Son dakikalara kadar durağan ama merak ögesi baskın olan filmde, son anda Joker birden karanlık tarafa geçiyor. Rumpelstiltskin’ bilir misiniz? Hani sihirli güçleri olan ve herkesle en değerli şeyi karşılığında anlaşma yapan masal karakteri… Dışardan normal görünüyor ama içi hep karanlık tarafta, tıpkı Joker gibi… Ama Joker anlaşma yapmak yerine, anlaşma yapmaya zorlanan ezilen insanların kahramanı oluyor.

Joker şu an IMDB’ de 52. sırada! Kült filmler arasında ismini yazdırdı. Bu kadar toplumsal bir konu seçilir de kült olmaz mı hiç dedirtti. Çünkü insani değerler her şeyin başında gelir. Ezilsen de ötekileştirilsen de adaletsizliğe de uğrasan, sen bu toplumun bir parçasısın ve bir şekilde toplumda kendi yerini almalısın. Film özetle budur!

Ama gelelim gerçek hayata… Unutmayalım ki böyle şeyler sadece filmlerde de olur. Sadece filmlerde suçlular birer kahraman olurlar! Siz siz olun, Joker’ lik yapmayın. İzleyin, izlettirin ama Joker olmayın. Çünkü Joker gerçek olamayacak kadar uç bir örnek. Yazımın başında okuduktan sonraki değişiminiz derken tam da bunu kastetmiştim. Şimdi ötekileştirdiklerinize, bilerek ya da bilmeyerek ezdiğiniz ya da dışladıklarınıza bakış açınız değişti mi? Onların bu hale gelmesi çok kötü ama onları bu çaresizliğe iten biraz da bizler değil miyiz? Bunun illa bir insan olmasına gerek yok… Yoldaki kediye tekme atan, zevk için avlanan, yoksulu hor gören herkes ezen değil midir? Bunlar da sistem eleştirisi olamaz mı yani? Nasıl vücudun temel yapı taşı hücreyse, toplumun temel yapı taşı da insandır. Sağlıklı bir toplum sağlıklı bir insandan gelir. Bir kişi bile toplumsal düzeni bozabilir. Toplumsal travmalar da bireyleri etkiler. Ama bunların hiçbirisi cani olmak için bir neden değildir. Siz hayattaki o ince çizgiyi görün, farkında olun ama asla geçmeyin! Unutmayın kestirip atmak kolaydır önemli olan yanlıştan dönüp, mantık çerçevesine uygun yeni bir düzen kurabilmekte gizlidir.

Nazlı Erol - Haziran 2020

      

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tolga Kırbıyık - 4 ay önce
Kaleminiz çok güzel.